Mach1 Digital Community

Geri Git   Mach1 Digital Community > İnternet - Bilgisayar - Multimedia > İnternet Dünyası > Haberler - Yenilikler
 

Forum içerisinde "Digiturk, D-Smart" gibi Yerli Platformları kapsayan, bunlarla ilgili "Kart paylaşım (Card Sharing), Iptv adresi , Key, Şifre, Dosya" içerikli her türlü açık alanda yazışma yasaktır ! Tespiti durumunda ilgili kişiler forumdan süresiz uzaklaştırılacaktır ve talep durumunda resmi mercilere bilgileri verilebilecektir lütfen bu konularda kurallara uyalım.
** SERVER ÜYELİK SÜRELERİ BİTENLER KAPATILDI YENİLEMEK İÇİN ÖZEL MESAJ ATIN** Cccam Özel Pay Server Hakkında Üyelik ve bilgi almak için buraya tıklayarak özel mesaj atabilirsiniz...Üyeliklerini yenileyen ve yeni üyelere artık 2-3 farklı CCcam server verilmektedir..
** IPTV+ CCcam Server Hakkında Üyelik ve bilgi almak için** buraya tıklayarak özel mesaj atabilirsiniz...
 
 
160929_wetekplay2_knowmore.gif

   

   

Yanıtla
 
Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 08-04-2017, 01:39   #101
Mehmetkarahanlı
Informant
 
Mehmetkarahanlı kullanıcısının avatarı
 
Konum: Bursa
Yaş: 56
Mesaj: 10,543
Üye No: 130517
Giriş: 27-11-2015

Uydu Alıcısı: nexstar

Kart Paylaşımı: hayır
Thanks: 653
Thanked 190 Times in 159 Posts
Varsayılan

Sağlıklı bireyler yetiştirmek için anne babalara veya diğer aile büyüklerine büyük görevler düşmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin çocuk yemekleri konusunda hassas davranmaları ve sağlıklı beslenme sistemlerine uymaları gerekmektedir.

Yetiştirme konusunda sağlıklı beslenme ve sağlıklı bir yaşamın nasıl olduğunu öğretme aile büyüklerine düşmektedir. Bu bilinçle yetiştirilmiş ve sağlıklı beslenmiş olmasına yönelik doğal ve vücudun ihtiyaç duyduğu besinlerin tüketilmesini sağlamak çocuk yemekleri arasından etkili tercihler yapmanız anlamına gelmektedir.

Doktorlar, gıda mühendisleri ve birçok kişi sağlıklı beslenmenin sıralarını açıklamaktadır. Diğer taraftan besin değeri yüksek olmamasına rağmen çok sevilen besinler bulunmaktadır. Bu besinlerin sağlıklı ve yüksek besin değerine sahip kıvama getirilmesi için http://www.makarnalutfen.com/saglikli-beslenme linki üzerinden daha kapsamlı ve farklı bilgilere erişmeniz sağlanmaktadır. Negatifi olumlu bir duruma getirmek böylece sağlanmaktadır. Beslenme alışkanlıklarının yerleştirilmesi ve bunun öneminin anlatılarak bilinçlendirilmesi çocuklar ve sağlıkları için hayat boyu fayda sağlamaktadır.
Mehmetkarahanlı is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-04-2017, 01:39   #102
Mehmetkarahanlı
Informant
 
Mehmetkarahanlı kullanıcısının avatarı
 
Konum: Bursa
Yaş: 56
Mesaj: 10,543
Üye No: 130517
Giriş: 27-11-2015

Uydu Alıcısı: nexstar

Kart Paylaşımı: hayır
Thanks: 653
Thanked 190 Times in 159 Posts
Varsayılan

Diyabet sadece yetişkinlikte değil, çocukluk çağında da görülüyor. Çocuklarda görülen türü Tip 1 diyabet olan hastalığın, 2 yaş altında oldukça ender görülmesine karşın, son yıllarda yeni yeni tanı konan çocukların sıklıkla 5 yaş altında olduğunu belirten Acıbadem Kadıköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ve Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediyatrik Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serap Semiz, ailelere Tip 1 diyabetle başa çıkma yollarını anlattı.

Tip 1 diyabetin, çocuk ve ergenlik dönemi diyabet hastalarının yüzde 90’ını oluşturduğunu ve en sık 5-6 yaş ve ergenlik döneminde ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Serap Semiz, son yıllarda 5 yaşın altındaki çocuklarda da görülme sıklığının arttığını vurguluyor.

Genetik temelde çevresel faktörlerin tetiklediği Tip 1 diyabet, otoimmün bir hastalık. Yani bizi hastalıklardan koruyan bağışıklık sistemimiz, bazen kendi vücudumuzdaki sağlıklı hücreleri de yabancı sanarak saldırabiliyor. Pankreasın insülin üreten beta hücrelerine karşı bir atak olduğunda da, insülin eksikliğine bağlı olarak diyabet ortaya çıkıyor. Bu durumda kişiye vücudunun ihtiyacı olan insülinin dışarıdan verilmesi gerekiyor.



Bu belirtilerle ele veriyor

Diyabetle başa çıkmada belirtilerin erken fark edilmesi önem taşıyor. Aileleri bu konuda dikkatli olmaya çağıran Prof. Dr. Serap Semiz, diyabetin tanınmasında ‘çok su içme, çok idrara çıkma, idrar kaçırma’ gibi bulguların önemli olduğunu, bu bulguların fark edildiği çocuklarda diyabetin araştırılması gerektiğini belirtiyor. Bu belirtiler fark edilmediğinde daha ağır semptomlarla karşılaşılabileceği konusunda uyaran Prof. Dr. Serap Semiz, şunları söylüyor: “Tip 1 diyabet daha ileri boyutlarda ağır sıvı kaybı, kusma, kilo kaybı, karın ağrısı, nefeste aseton kokusu, sık soluma, bilinç bozukluğu, taşikardi, hipotansiyon ve şok şeklinde ortaya çıkıyor. İlk tanıda hastaların yüzde 12-60’ında ‘diyabetik ketoasidoz’ denen, vücutta metabolik dengesizliğe yol açan ve komaya kadar ilerleyebilen ağır bir klinik tablo gelişebiliyor.”



Belirleyici faktör, kan şekeri düzeyi

Diyabet tanısı, açlık ve tokluktaki kan şekeri düzeyine bakılarak ölçülüyor. Buna göre, açlık kan şekerinin 126 mg/dl, rastgele bakılan kan şekerinin veya yemekten 2 saat sonra bakılan (tokluk) kan şekerinin ise 200 mg/dl ve üzerinde olması diyabeti düşündürüyor. Bir de üç ayda bir yapılan ve kandaki glikoz yoğunluğunu tespit etmeye yarayan HbA1c testinin, yüzde 5,8 ve üzerinde çıkması diyabet şüphesini güçlendiriyor.



Tedavinin anahtarları

İnsülin tedavisi gerektiren Tip 1 diyabette uygulanacak tedavi modelinin; hasta, ailenin yaşam biçimi ve okul saatleri dikkate alınarak düzenlenmesi gerekiyor. İnsülin gereksiniminin yaş ve kiloya göre düzenlendiğini belirten Prof. Dr. Serap Semiz, en doğru dozun hipoglisemiye neden olmadan ulaşılan ve en iyi kan şekeri kontrolünü sağlayan doz olduğunu ifade ediyor.



Tip 1 diyabetinde insülin alımının yanı sıra beslenme şekli ve egzersiz tedavinin ayrılmaz bir parçası. Diyabet beslenmesinde önceleri sabit kalori ve sabit öğün planı uygulanırken, son yıllarda daha esnek, hastanın farklı günlerde ve öğünlerde farklı miktarda besin alımını sağlayan ‘karbonhidrat sayımı’ modeli tercih ediliyor. Prof. Dr. Serap Semiz, bu modelde karbonhidrat tipinden ziyade alınan karbonhidrat miktarının temel alındığının altını çizerek, beslenme planıyla ilgili ipuçları vermeyi sürdürüyor: “Günlük alınan kalori, çocuğun yaş, cins ve aktivite durumuna uygun olmakla birlikte büyüme ve gelişmesini sağlayacak şekilde ayarlanmalı. Diyabete bağlı komplikasyonların önlenmesinde, genel sağlıklı beslenme prensipleri uygulanmalı, düşük kolesterol ve doymuş yağ içeren, yeterli miktarda lifli gıdanın olduğu beslenme şekli uygulanmalı.”



Kan şekerini dengeliyor

Aktif yaşam biçimi ve egzersiz, herkes için olduğu kadar diyabetli çocuklar için de yararlı. İnsülin duyarlılığını ve glukoz kullanımını artıran fiziksel aktivite, kan basıncı ve lipid düzeyinde iyileşme de sağlıyor. Ayrıca sporun psikososyal açıdan, diyabetli kişinin özgüvenini artırma, fiziksel olarak zindelik sağlama gibi etkileri de bulunuyor. “Ağır egzersizin hipogliseminin yanı sıra stres hormonlarını artırarak, kan şekerini yükseltme ve ketozu uyarma dezavantajları unutulmamalı” uyarısında bulunan Prof. Dr. Serap Semiz, bu nedenle spor öncesi, spor sırasında ve sonrasında kan şekerinin takip edilmesinin de önemine değiniyor.



Hastalıkla ilgili eğitim verilmeli

Diyabetin tedavisinde, tanısı konan hasta ve ailenin diyabet temel eğitimi ve beceri eğitimi alması, hastalığın yönetilebilmesi için önemli bir adım. Eğer eğitim tanıdan kısa bir süre sonra verilirse, hasta ve ailesi henüz hastaneden taburcu olmadan önce diyabeti yönetebiliyor ve acil sorunlar ile başa çıkabilecek hale geliyor. Diyabetin takibinde hastanın günde 4-6 kez kan şekerinin takip edilmesi ve kayıtlarının tutulmasının önemine de değinen Prof. Dr. Serap Semiz, kan şekeri 250 mg/dl değerinin üstünde olduğunda, kusma ve enfeksiyon, karın ağrısı durumlarında kan veya idrarda mutlaka ‘keton ölçümü’ önerilmesi gerektiğini söylüyor. Çocuğun 3 ay ara ile yapılacak fiziki muayene ile büyüme gelişmesinin değerlendirilmesi, yılda en az 3-4 defa HbA1c ölçümü ve komplikasyonlara yönelik yıllık değerlendirmeler de diyabetin takip ve tedavisinde önem taşıyor.
Mehmetkarahanlı is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-04-2017, 01:41   #103
Mehmetkarahanlı
Informant
 
Mehmetkarahanlı kullanıcısının avatarı
 
Konum: Bursa
Yaş: 56
Mesaj: 10,543
Üye No: 130517
Giriş: 27-11-2015

Uydu Alıcısı: nexstar

Kart Paylaşımı: hayır
Thanks: 653
Thanked 190 Times in 159 Posts
Varsayılan

Dondurucu soğuklar ve artan kar yağışlarıyla ateşli hastalıklar yeniden yaygınlaşmaya başlıyor. Gün içinde hastaneye aşı ve rutin kontrol için başvuran bebeklerin yanı sıra hasta çocukların oranı da soğuk havalarla birlikte artıyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sinem Karaca Atakan, kış hastalıkları ve enfeksiyonlardan korunma yollarının başında kişisel hijyen kurallarına önem vermek olduğu uyarısında bulundu.



Genellikle solunum yolu enfeksiyonuna neden olan virüs ve bakteri kaynaklı enfeksiyonlar kış aylarında artış gösteriyor. Soğuk ve yağışlı havalar açık hava yerine kapalı ortamlarda geçirilen zaman artıyor,bu da solunum yoluyla bulaşan enfeksiyonların yaygınlaşmasına yol açıyor.

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sinem Karaca Atakan, genel olarak solunum yolu enfeksiyonları olarak tanımlanan bu hastalıkları çocukların yılda birkaç defa geçirmesinin normal karşılandığını söyledi. Hastalıklardan korunarak vücut direncini artırmak için kişisel hijyenin, iyi beslenmenin ve spor yapmanın da önemli faktörler olduğunu anlatan Dr. Atakan, çocuklarda en sık rastlanan enfeksiyon hastalıkları ve tedavi yöntemleri ile ilgili şu bilgileri verdi:



SOĞUK ALGINLIĞI ÇOCUKTA ASTIMI TETİKLİYOR

Soğuk algınlığı: Tüm yaş gruplarında en sık görülen virüslerin neden olduğu bir hastalıktır. En sık etkenler rhinovirüsler veve adenovirüslerdir.. İnsandan insana bulaşması kolay olduğundan kreş ve okul çocuklarında yaygın olarak görülür. Halsizlik, burun akıntısı, hapşırık ve öksürük ile başlar. Ateş genellikle çok yükselmez. Astım, sinüzit gibi kronik hastalığı olan çocuklarda bu hastalıkların aktifleşmesine neden olabilir. Tedavi semptomatik olmalıdır, istirahat önemlidir. Ateş düşürücüler ve burun tıkanıklığı için serum fizyolojikli damlalar yeterlidir. Eklenen bakteriyel hastalık yoksa ve doktoru önerisi olmadan antibiyotik kullanılmamalıdır.



GRİP VİRÜSÜ EŞYALARDA UZUN SÜRE CANLI KALABİLİYOR

Grip: İnfluenza virüsun neden olduğu, küçük çocuklarda ve yaşlılarda ağır seyreden, sistemik semptomlar yapan bir hastalıktır. Toplu alanlarda kolayca yayılır. Eylül-Ekim aylarında yapılan aşıyla korunma sağlanabilir. Halsizlik, iştahsızlık, ateş, eklem ve kas ağrıları, baş ağrısı gibi belirtilerle başlar. Boğaz ağrısı, burun akıntısı, gözlerde yanma ve öksürük ilerleyen günlerde eklenir. Özellikle çocuklarda karın ağrısı ve ishal ile birlikte olabilir. Tedavisi soğuk algınlığı gibi semptomatiktir, antibiyotik kullanılmaz, dinlenmek esastır, bulaştırıcılığı da azaltacağından salgınlar açısından da önleyicidir. Virüs eşyaların yüzeylerinde de uzun süre canlı kalabildiğinden temizlik ve hijyen korunma da önemlidir.



FARANJİTE KARŞI AŞIRI SICAK- SOĞUKTAN UZAK DURUN

Farenjit: ‘Farinks’ denilen ağız ile soluk borusu arasındaki bölgenin iltihabıdır, genellikle virüsler etkendir. Boğazda ağrı-yanma, yutma güçlüğü, öksürük ve ateş gibi belirtiler ile başlar, boyundaki lenf bezlerinde şişme olabilir. Genellikle virüsler nedeniyle oluştuğu için semptomatik tedavi yeterli olur, aşırı sıcak ya da soğuk yiyeceklerden uzak durmak gerekir. Doktor tarafından bakteriyel etken düşünülüyorsa antibiyotik başlanabilir.



YUTMA ZORLUĞU VARSA TONSİLLİT’E DİKKAT!

Tonsillit: Bademcik diye bilinen, boğazdaki tonsil denilen lenf bezlerinin iltihabıdır. Viral ya da bakteriyel kaynaklı olabilir. Boğazda şişlik-ağrı ve yutma zorluğu şiddetlidir. Bakteriyel kaynaklı olma ihtimali nedeniyle doktor kontrolü gereklidir. Halka arasında “beta mikrobu” diye bilinen A grubu beta hemolitik streptokok bakterisi nedeniyle oluşan tonsillit sonrasında ortaya çıkabilen akut romatizmalateş tablosu kalp ve eklemleri tutan ciddi bir hastalıktır ve antibiyotik tedavisi ile engellenebilir.



KRUP 3 YAŞA KADAR KORKUTUYOR

Krup: 6 ay ila 3 yaş arasındaki çocuklarda bahar ve kış aylarında sık görülen, salgınlar oluşturabilen ve şiddetli bir tablo ile seyrettiğinden korkutucu olabilen bir hastalıktır. Etkeni parainfluenza virüstür. Üst solunum yollarında iltihabi reaksiyon ve ses tellerinde ödem nedeniyle solunum sıkıntısı ve “havlar tarzda” öksürük kliniği ile ortaya çıkar. Öksürük özellikle geceleri şiddetlenir. Ailenin ve çocuğun sakin olması önemlidir, temiz hava ve soğuk buhar rahatlama sağlayabilir.



ORTA KULAK İLTİHABININ BELİRTİSİ AKINTI

Otit: Orta kulağın iltihabi hastalığıdır. Üst solunum yolu hastalıkları ve alerjik hastalıklarla birlikteliği sık görülür. Kulak ağrısı ateş ve akıntı şikayetleriyle ortaya çıkar. Yakın takiple antibiyotik kullanmadan geçirilebilir ancak genellikle antibiyotik tedavisi uygulanır. Biriken iltihabı boşaltmak gerekebilir.



ENFEKSİYON TEDAVİ EDİLMEZSE TEK ÇARE CERRAHİ

Sinüzit: Yüz kemikleri arasındaki sinüs denilen boşlukların iltihaplanmasıdır. Genellikle solunum yolu enfeksiyonlarına eşlik eder. Baş ağrısı, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı ile kendini gösterir, solunum yolu enfeksiyonu 10 günden daha fazla sürüyorsa sinüzit olasığı ortaya çıkar. Yeterli tedavi edilmediğinde ya da yapısal anomali varlığında kronikleşebilir. Görüntüleme yöntemleri ile tanı konulabilir. Enfeksiyonun tam olarak tedavi edilmesi önemlidir, gerekirse cerrahi yöntemlere başvurulabilir.



PNÖMONİ YAŞAMI TEHDİT EDİYOR

Pnömoni: Zatürre olarak bilinen akciğerlerdeki hava keselerinin iltihaplanmasıdır. Hayatı tehdit edici bir enfeksiyondur. Çeşitli etkenlerle oluşabilir. Solunum sıkıntısına sebep olur. Halsizlik, ateş, şiddetli öksürük, bulantı-kusma, karın ağrısı belirtileri ile başlar, ilerledikçe çocuk hızlı soluk alıp verme şekline dönüşür. Mutlaka doktora başvurmak gerekir. Etkene göre uygun tedavi ve destek tedavisi uygulanır.



SİGARA DUMANI BRONŞİTİ TEKRARLATIYOR

Bronşit: Bronş adı verilen hava yollarının iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmezse pnömoni gelişebilir. Genelde viral etkenlerle oluşur. Üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra ortaya çıkması olasığı yüksektir. Burun akıntısı, öksürük, hafif ateş ile seyreder. Doktor tarafından tanı konulup tedavi edilmesi gereklidir. Sigara dumanı şikayetleri ve tekrarlama riskini arttırır.
Mehmetkarahanlı is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-04-2017, 01:41   #104
Mehmetkarahanlı
Informant
 
Mehmetkarahanlı kullanıcısının avatarı
 
Konum: Bursa
Yaş: 56
Mesaj: 10,543
Üye No: 130517
Giriş: 27-11-2015

Uydu Alıcısı: nexstar

Kart Paylaşımı: hayır
Thanks: 653
Thanked 190 Times in 159 Posts
Varsayılan

Vücudun en büyük ve en fazla yük taşıyan eklemlerinden biri olan diz, hareketsizliğin ve fazla kiloların bedelini ödüyor. Liv hospital ortopedi ve travmatoloji uzmanı doç. Dr. Erdem ertürer hiçbir sebebi yok gibi görünen ve hafif başlayan diz ağrılarının nedenini ve çözümünü anlattı.

Diz önü ağrısı sık görülüyor

Belirgin bir travma yaşamadığı halde diz ağrısından şikayet eden hastalarda akla gelen ilk teşhis “patella-femoral ağrı sendromu” diğer adıyla diz önü ağrısı oluyor. Bu hastalıkta ana rolü diz kapağı kemiği yani patella oynuyor. Genellikle nedeni bazı kaslardaki dengesizliklerin patella kemiği ile diz eklemini oluşturan diğer kemikler arasında bir uyumsuzluk meydana getirmesidir. Zamanla bu durum eklemin ön kısmındaki kıkırdaklarda ödeme ve hatta zedelenmelere yol açarak artan bir ağrıya neden olur. Hastada oluşan şikayetlerin nedeni sıklıkla spor ya da egzersiz yapmamalarıdır.



Gündelik hayatı kısıtlamaya başlar

Bu tür rahatsızlıkların en önemli belirtisi yokuş ve merdivende artan diz ağrısıdır. Zira bu ağrı zamanla normal yürüyüşlerde de görülmeye başlar ve gündelik hayatı kısıtlar duruma gelir. Bu şikayetlerle başvuran hastalarda doğru tanı çok önemlidir. Muayene ile diz ağrısı oluşturabilecek menüsküs zedelenmeleri, bağ yırtıkları ya da kireçlenme olarak bilinen kıkırdak sorunları birbirinden ayrılır. Eklem uyumu değerlendirilir. Gerekirse mr çekilerek özellikle diz içi yapıların durumu ile ilgili detaylı bilgi sahibi olunur.



Öncelikle kaslar güçlendirilmeli

Uzmanlara göre patello-femoral ağrı sendromunda öncelikli tedavi şekli fizyoterapi olmalı. Fizyoterapide diz çevresindeki kas yapıları güçlendirilerek dizin doğru bir mekanikte çalışması sağlanır ve böylece aşınma ve ağrı engellenir. Akut ağrıyı geçirmek için veya kıkırdak yapısını güçlendirmek için çeşitli ilaçlar kullanılabilir. Bu önlemlerle ağrının geçmediği durumlarda diz içi enjeksiyonlara da başvurulur. Ancak tedavinin başarılı olması için önce hastanın egzersiz ve spor faaliyetlerini gündelik yaşantısının bir parçası haline getirmesi gerekir.
Mehmetkarahanlı is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-04-2017, 01:42   #105
Mehmetkarahanlı
Informant
 
Mehmetkarahanlı kullanıcısının avatarı
 
Konum: Bursa
Yaş: 56
Mesaj: 10,543
Üye No: 130517
Giriş: 27-11-2015

Uydu Alıcısı: nexstar

Kart Paylaşımı: hayır
Thanks: 653
Thanked 190 Times in 159 Posts
Varsayılan

Kış aylarında hipertansiyon, ritim bozuklukları, kalp krizi, kalp yetmezliği ve kalp kökenli ani ölümlerin görülme sıklığı artıyor. Bunun temelinde de hava sıcaklığındaki düşme, fiziksel aktivitede azalma, hava kirliliği, hatalı beslenme alışkanlıkları ve hormonal değişiklikler gibi birçok faktör yatıyor. Örneğin soğuk havaya uzun süre maruz kalmak vücut ısısının düşmesine sebep olabilirken; aşırı rüzgarlı hava da vücudu çevreleyen koruyucu ısı tabakasını uzaklaştırabiliyor. Düşen ısının etkisiyle damarlar daralınca kan akımında azalma oluyor. Kalbe giden oksijen miktarı azalınca kalp daha fazla kan pompalamaya çalışıyor; kalp hızı artıyor ve kan basıncı yükseliyor. Dolayısıyla kalp krizi ve inme tetiklenebiliyor. Bu nedenle kış mevsiminde kalbimizi korumak yaşamsal öneme sahip. Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Güliz Erdem kış aylarında kalp sağlığınız için almanız gereken önlemleri anlattı, önemli önerilerde bulundu.



1.Vücudunuzun uyarılarını dikkate alın

Kendinizi dinlemeyi öğrenin, vücudunuzun gönderdiği göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı gibi uyarıları görmezden gelmeyin. Örneğin göğüs ağrınız varsa, geçer diye beklemeyin; en yakın acil servise gece-gündüz fark etmeden başvurun. Çünkü kalp krizinde zaman yaşamsal önem taşıyor.



2. Kat kat giyinin

Soğuktan korunmak için tek bir kalın kıyafet yerine, kat kat giyinmeye özen gösterin. Çünkü bu şekilde giyinmek, bir çeşit yalıtım görevi gören, fazladan bir hava tabakası oluşturuyor. Böylece vücut ısısının daha iyi korunmasını sağlıyor. Başımız vücut ısısının kaybedildiği başlıca bölgelerden biri, dolayısıyla sokağa çıkarken şapka takmayı ihmal etmeyin. Özellikle donmaya daha duyarlı olan kulaklarınızı ve çabuk ısı kaybeden ellerinizi koruyacak şekilde giyinmeyi unutmayın.



3. İlaçlarınızı düzenli kullanın

“Kalp hastalığınız varsa, ilaçlarınızı düzenli kullanmayı ihmal etmeyin.” uyarısında bulunan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Güliz Erdem bunun nedenini ise şöyle açıklıyor: “Kış aylarında sadece soğuk havanın varlığı değil, fiziksel aktivitede azalma ve kilo alımı da, kan basıncının yükselmesine sebep oluyor. Bu nedenle özellikle hipertansiyon sorununuz varsa kış aylarında kan basıncınızı düzenli olarak ölçmeyi alışkanlık haline getirin. Unutmayın ki kan basıncınızın yükseldiğini hissetmemeniz, normal seviyede olduğu anlamına gelmiyor. Kan basıncınızda değişiklik varsa, doktorunuzla görüşmeden ilaçlarınızı kesinlikle değiştirmeyin.”

4.Egzersizlere devam

Soğuk havadan korunmak gerekiyor. Ancak havanın soğuk olması egzersizi, en azından yürüyüşü bırakmanız için bir gerekçe olmamalı. Sıkı giyinerek, buz ve sert rüzgar olmadığı zamanlarda egzersizlere devam! Bunun için haftada 5 gün, 30 dakika boyunca kalp hızınızın arttığı, daha hızlı nefes aldığınız, ancak konuşmayı sürdürebildiğiniz ağırlıkta egzersiz yeterli olacaktır. Egzersiz yapamıyorsanız, aynı koşullarda yürüyüş de etkili olacaktır. Eğer dışarı çıkamıyorsanız, ev içinde de olsanız, hareketsiz kalmayın. Uzun süre oturmaktan kaçınarak, en az saatte bir hareket etmeye çalışın.



5. Hastalıklardan korunun

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Güliz Erdem kış aylarında kalp hastalıklarının alevlenmesinin bir sebebinin de grip ve zatürre gibi solunum yolu enfeksiyonlarının artması olduğuna dikkat çekerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Örneğin grip olduğunuzda vücudunuza fazladan bir stres yükleniyor. Ateşinizin artması kalbinizin daha hızlı çalışması ve daha fazla oksijene ihtiyaç duymasına sebep oluyor. Aynı zamanda grip nedeniyle vücuttaki sıvı miktarının azalması sonucu kan basıncının düşmesi nedeniyle kalbin oksijen kaynağı azalıyor. Bu nedenlerden dolayı var olan kalp yetmezliğini alevlendirebiliyor. Unutmayın ki, vücudumuz bir bütündür. Bir yerdeki hastalık diğerlerini de etkileyebiliyor.



6. Sebze ve meyve tüketmeniz şart

Hastalıklarla savaşmada vitamin, mineral ve liften zengin özellikleriyle bağışıklık sistemimizi destekleyen, özellikle taze olmasına dikkat edeceğiniz kış sebze ve meyvelerini sofranızdan eksik etmeyin. Günde en az 4-5 kez meyve ve sebze, sağlıklı yaşamı sürdürmenize destek olacaktır. Yemeklerde mümkün olduğunca az tuz kullanmayı alışkanlık haline getirin. Tahıl tüketiminde, liften zengin olan tam tahılı tercih edin. Haftada 2 gün balık yemeye özen gösterin. Besinlerde doymuş ve trans yağ kullanmayın ve şekerden de mümkün olduğunca uzak durun.



7. Depresyona savaş açın

Kış aylarında farklı nedenlerle depresyona eğilim artıyor. Kortizol gibi stres hormonlarının artışı kalp krizi ve hipertansiyon gibi kalp hastalıklarının da alevlenmesine sebep oluyor. Stres sebebini bulmak, gerekiyorsa tedavi için doktorunuza başvurmak, sorunu erken çözmenize yardımcı olacaktır. Aileleriniz ve arkadaşlarınızla görüşmek, dışarı çıkamıyorsanız komşularınızı ziyaret etmek de kendinizi iyi hissetmemizi sağlayacaktır.



8. D vitamini eksikliğine dikkat!

Son yıllarda, birçok çalışmada D vitamini eksikliğinin kalp yetmezliği ve inme gibi kalp damar hastalıklarında da risk faktörü olduğuna dair sonuçlar izleniyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Güliz Erdem D vitamini almanın en etkili yolunun ise güneş ışığı olduğunu belirterek şu bilgileri veriyor: “Ancak kış aylarında, güneş ışınlarının dünya atmosferine girdiği açının fazla olması nedeniyle atmosfer büyük ölçüde, D vitamini sentezi için gereken UVB ışınını engelliyor. Bu nedenle yeterli güneş ışığı alamadığınız zaman D vitamini takviyeleri kullanmamız gerekebiliyor. Bunun için öncelikle doktorunuza danışarak D vitamini düzeyinizi ölçtürmeniz gerekiyor.”
Mehmetkarahanlı is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-04-2017, 01:43   #106
Mehmetkarahanlı
Informant
 
Mehmetkarahanlı kullanıcısının avatarı
 
Konum: Bursa
Yaş: 56
Mesaj: 10,543
Üye No: 130517
Giriş: 27-11-2015

Uydu Alıcısı: nexstar

Kart Paylaşımı: hayır
Thanks: 653
Thanked 190 Times in 159 Posts
Varsayılan

Liv Hospital Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, özellikle kış aylarında kalp-damar hastalıkları, kalbe bağlı ölümler ve kalp krizi oranlarının arttığına dikkat çekiyor. Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu “Soğuk havada vücudumuzun daha fazla enerjiye ihtiyacı vardır. Sempatik sistemimiz daha fazla çalışır. Bu nedenden dolayı nabız ve tansiyon artma eğilimine girer, dolayısıyla kalbin üzerindeki yük artar. Kalp-damar hastalığına yatkın kişilerde bu faktörler kalp üzerindeki stresi arttırarak kalp krizini tetikler. Kış aylarında vücudumuzun hareketliliği azaldığından vücutta kilo artışı ve kolesterolde de artış gözlenir. Kış aylarında güneş ışığı azaldığı için vücudumuzdaki hormon düzeylerinde de değişiklikler olur” diyor.



Bağışıklık genlerimiz iş başında

Yapılan araştırmaya göre kış aylarında vücudumuzda bağışıklık sistemini kontrol eden genler aktif hale gelir. Bu genler güneş ışığını ve soğuk havayı algılar. Bu sayede enfeksiyonlarla vücudumuz daha güçlü mücadele eder. Özellikle mevsimler arası sıcaklık farklılıkları fazla olan ülkelerde bu genetik değişimler daha belirgin olmaktadır. 22.000 gen üzerinde yapılan bu incelemede, kış aylarında yaklaşık dörtte birinde aktivitenin arttığı gösterilmiş. İltihap hücreleri beklenenden fazla aktif hale geldiğindeyse bazı hastalar olumsuz etkilenebilir. Bunların başında kalp hastaları gelir.



ÖNERİLERE UYUN HEM KALBİNİZİ HEM KENDİNİZİ KORUYUN

Güne yavaş başlamak gerekir. Tansiyon özellikle sabah saatlerinde daha yüksektir. Güne yavaş ve huzurlu başlanırsa tansiyon ve nabız değerleri kendini gün içindeki koşturmacaya daha rahat adapte olacaktır.

Soğuk havaya çıkarken vücuttan ısı kaybını azaltmak gerekir. En çok ısı kaybı baş ve ellerden olduğu için bir şapka ve eldiven ile kişi kendini korumalıdır.

Kalın tek tabaka kıyafet giymek yerine ince birkaç tabaka kıyafet yine ısı kaybını engellemekte etkilidir.

Soğuk havada sigara içmek kalp damarlarının büzüşmesini arttıracağı için oldukça tehlikelidir. Alkol tüketimini de azaltmak kalp sağlığı için önemlidir.

Kış aylarında kilo almaya daha meyilli olunduğu için beslenmeye dikkat edilmelidir.

Özellikle 65 yaş üstünde veya bilinen kalp-damar hastalığı olan kişilerde grip aşısı ve zatüre aşısının yapılması kalp krizi riskini azaltır. Bu kişiler daha hassas olduğundan dolayı, grip kalp üzerindeki yükü arttıracaktır. Grip aşı ile enfeksiyonlara karşı daha güçlü direnmek mümkün.
Mehmetkarahanlı is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-04-2017, 01:43   #107
Mehmetkarahanlı
Informant
 
Mehmetkarahanlı kullanıcısının avatarı
 
Konum: Bursa
Yaş: 56
Mesaj: 10,543
Üye No: 130517
Giriş: 27-11-2015

Uydu Alıcısı: nexstar

Kart Paylaşımı: hayır
Thanks: 653
Thanked 190 Times in 159 Posts
Varsayılan

Vitaminler kış aylarının gelmesiyle beraber vücut direncimiz için destekleyiciler haline geldi. Belirli miktarda alınan vitaminler vücudumuza yarar sağlarken bilinçsiz kullanım sağlığımızı tehdit ediyor. Emsey Hospital’dan Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Evnur Saray vitamin kullanımı ve yararları hakkında bilgi veriyor.

Vitamin takviyelerini alırken dikkat etmemiz gereken noktalar

Son günlerde sürekli gündemimizde olan konulardan biri de 'bilinçsiz vitamin kullanımı'. Neden mi bu konu dediğinizi duyar gibiyim. Son yıllarda yapılan araştırmalarda hangi vitamin neye yarar değil de, hangi vitaminden bilinçsiz tüketirsek zararlarının neye yol açacağı araştırılmaktadır. Çünkü gitgide vitamin takviyelerine ilgi artmakta ve bilinçsiz tüketim baş göstermektedir. Bana gelen danışanlardan da edindiğim bilgiler bu yöndedir. Örneğin, D vitaminim eksik çıktı 1 kutu aldım ve bitirdim veya son günlerde unutkanlığım çok arttı, arkadaşım iğnesini almış iyi geleceğini söyledi ve ben de aldım veya kış ayları geldi her gün düzenli olarak C vitaminimi alıyorum vb...

Dikkat edilmesi gereken hususlar

**Gerekli olan vitaminler ve miktarları doktor ve diyetisyen kontrolünde belirlenmelidir. Eğer herhangi bir hastalığınız yoksa, doktorunuz veya diyetisyeniniz önermemişse supleman kullanmayın.

**Büyüme ve gelişme çağında, hamilelikte, ileri yaşlarda, kronik hastalığı olanlarda, alkolizmde eksikliği belirlenen vitaminler kullanılmaktadır.

**Vitaminlerin tavsiye edilen günlük miktarları “RDA” olarak tanımlanmaktadır. Bu değerler vitaminlerin etiket bilgilerinde yer almaktadır.

** bazı hastalıklarda kişiye daha yüksek oranda vitamin tavsiye edilir; ayrıca ilaçlar vitaminlerin aktivitelerini engelleyebilir. Gerekli görülen miktar kişiden kişiye farklılık gösterebileceğinden mutlaka doktor veya diyetisyen kontrolünde olunmalıdır.

NOT: Son yapılan araştırmalarda genellikle sosyoekonomik ve sosyokültürel düzeyden yüksek olanlarda bilinçsiz tüketim daha çok bulunmuştur. Aman dikkat

Bilinçsiz vitamin kullanımı hastalıklara yol açabilir!

1.A Vitamini Fazlalığı: Antioksidan bir vitamindir. Vücutta birikip karaciğer zehirlenmelerine yol açabilir. Klinik çalışmalarda akciğer kanseri gelişme riski olan kişilerde (genetik, sigara tüketimi, kanserojen maddeye mazur kalma vb...) yüksek doz beta karoten alımının kansere yakalanma riskini artırdığını ortaya koymuştur.

2.B Vitamini Fazlalığı: Belirtileri, hissizlik, cilt rahatsızlıkları, gözlerde ışık hassasiyeti, uykusuzluk, bitkinlik, baş ağrısı, çarpıntı, ishal şeklinde görülebilir. B6 vitamininin de uzun süreli yüksek dozda alımı ise kimi zaman kalıcı sinir hasarlarına neden olabilmektedir. ABD'de yapılan araştırmada aşırı vitamin kullanımı ile ilerlemiş prostat kanseri arasında bağlantı olduğu doğrulanmıştır.

3. K vitamini fazlalığı; kanın pıhtılaşmasında ve yıkılmasında problemler yaratabilir.

4-C Vitamini Fazlalığı: antioksidan bir vitamindir. Soğuk algınlığı, grip gibi hastalıklarda ilk başvurulan C vitamini tüketimi olmaktadır. Ancak yüksek dozda C vitamini alınması oksalat taşları oluşturabilmektedir. C vitamini mide asidini artırdığı bilinmektedir. Anemik hastalarda demirle birlikte C vitamini alınması önerilir; ancak demir birikimi olan ve hemolitik anemilerde C vitamini önerilmemektedir.

5-D vitamini Fazlalığı: Antioksidan bir vitamindir. Vücutta; kanser oluşumunu ve gelişimini önlemede, kilo kontrolünü sağlamada, bağışıklık sistemini güçlendirmede, kalsiyum ile birlikte metabolizma hızını arttırmakta görevlidir.

Fazlalığında kanda kalsiyum yükselmesine, böbrek hastalıklarına, damar sorunlarına, böbrek taşlarına neden olabilir. Toksisite yani zehirlenme belirtileri kemik ağrısı, kabızlık, ağız kuruluğu, sürekli baş ağrısı, susuzluk, iştahsızlık, düzensiz kalp atışı, kas ağrısı, ağızda metalik tat, bulantı, kusma şeklindedir. Kronik toksisite kemik ağrısı, idrarda bulanıklık, gözlerde kızarma, gözlerin ışığa hassasiyetinde artma, şiddetli mide ağrısı problemlerle kendini belli edebilir.

6-E vitamini fazlalığı; antioksidan bir vitamindir. Kanın pıhtılaşmasını önler. Özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalara önerilmez. 1 gramın üzerindeki dozlarda bulantı, gazlanma ve ishal yapabildiği bildirilmiştir.

Mucizevi bir çözüm yok!

Sonuç olarak sağlıklı beslenmeyi kendi hayat standartlarımıza göre dengeleyip, uyarlayıp, kendimizi de mutsuz etmeden bir alışkanlık haline getirmeliyiz. Mucizevi bir çözüm yoktur ve muhakak doktorunuzun veya diyetisyeninizin istediği kan tahlilleri ışığında, mevcut olan hastalıklara göre yine doktor ve diyetisyen yönetiminde vitamin takviyeleri dozunda kullanılmalıdır.
Mehmetkarahanlı is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-04-2017, 01:11   #108
Mehmetkarahanlı
Informant
 
Mehmetkarahanlı kullanıcısının avatarı
 
Konum: Bursa
Yaş: 56
Mesaj: 10,543
Üye No: 130517
Giriş: 27-11-2015

Uydu Alıcısı: nexstar

Kart Paylaşımı: hayır
Thanks: 653
Thanked 190 Times in 159 Posts
Varsayılan

Ancak özellikle 8 haftadan uzun süren öksürüğün asla hafife alınmaması gerekiyor. Çünkü dinmeyen öksürük önemli bir hastalığın habercisi olabileceği gibi, bizzat kendisi de zamanla şah damarı yırtılması gibi önemli komplikasyonlara yol açabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Pelin Uysal, kimi zaman insanı canından bezdiren inatçı öksürüğün hangi hastalıklara işaret edebileceğini anlattı, önemli bilgiler verdi.



Astım
Kronik öksürük, astımın en belirgin semptomlarından biri. Hırıltılı solunum, nefes darlığı ve göğüste sıkışma hissi gibi semptomlara eşlik edebileceği gibi, tek başına da ortaya çıkabiliyor. Gıcık öksürük şeklinde gelişiyor. Genellikle kuru oluyor yani balgam içermiyor, geceleri artıyor ve kronik bir hal alıyor. Ayrıca alerjik astım da öksürük nedeni olabiliyor. Alerjik astımda öksürük sabaha doğru artıyor. Özellikle koşunca öksürük, göğüste sıkışma ve hışıltılı yakınmalar oluyor.



Gastroözofageal reflü
Gastroözofageal reflü de kronik öksürüğün en sık görülen nedenlerinden biri. Mide asit sıvısının mideden yemek borusuna doğru geri gelmesiyle oluşan tahriş sonucu öksürük ve göğüs yanması meydana geliyor. Kahve, baharatlı ve yağlı besinler tüketildiğinde artan, geceleri rahatsız edecek şekilde nöbetler halinde gelen ve 3 haftadan fazla süren öksürüğün altında yatan etken reflü olabiliyor.



KOAH
Kronik ilerleyici nefes darlığı ile karakterize bir hastalık olan KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) da, şiddetli ve kronik öksürüğün en ciddi sorumlularından. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Pelin Uysal KOAH hastalığında öksürüğün uzun süreli ve çoğu zaman balgamlı olduğuna dikkat çekerek, “Öksürüğe sıklıkla nefes darlığı ve tıkanma da eşlik ediyor” diyor.



Gizli kalp yetmezliği
Gizli kalp yetmezliğinde öksürük önemli bir bulgu olabiliyor. Ancak öksürük genellikle üst solunum yolları enfeksiyonu ya da bronşit gibi akciğer kaynaklı nedenlerden kaynaklandığı için yaşamsal öneme sahip bu hastalık atlanabiliyor. Öksürük genellikle yatınca ortaya çıkıyor, ayağa kalkınca veya oturunca hafifliyor. Öksürükle birlikte pembe renkli balgam da görülebiliyor.



Bronşit
Bronşit öksürük yapan bir başka önemli hastalıklardan. Kronik bronşit 2 yıldan fazla devam eden ve yılın 3 ayı kadar süren bir zamanda balgamlı öksürük yapıyor.





Tiroit bezi iltihabı
Öksürüğün işaret ettiği bir başka hastalık da, ender de görülse tiroit bezi iltihabı. Bu hastalıkta öksürük hırıltı bir özellikle sergiliyor. Astım atağındaki kuru öksürük gibi de olabiliyor ve tedavi sonrası geriliyor.
Mehmetkarahanlı is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-04-2017, 01:11   #109
Mehmetkarahanlı
Informant
 
Mehmetkarahanlı kullanıcısının avatarı
 
Konum: Bursa
Yaş: 56
Mesaj: 10,543
Üye No: 130517
Giriş: 27-11-2015

Uydu Alıcısı: nexstar

Kart Paylaşımı: hayır
Thanks: 653
Thanked 190 Times in 159 Posts
Thumbs up

Tiroit bezi iltihabı
Öksürüğün işaret ettiği bir başka hastalık da, ender de görülse tiroit bezi iltihabı. Bu hastalıkta öksürük hırıltı bir özellikle sergiliyor. Astım atağındaki kuru öksürük gibi de olabiliyor ve tedavi sonrası geriliyor.



Bazı hipertansiyon ilaçları
Hipertansiyon, diyabetik nefropat ve kalp yetmezliği gibi hastalıkların tedavisinde yaygın olarak kullanılan ACE inhibitörlerinin en sık yol açtığı yan etki, kuru öksürük oluyor. Tedaviye başladıktan birkaç saat sonra ortaya çıkabildiği gibi haftalar veya aylar sonra da gelişebiliyor. Bu durumda başka bir ilaç tedavisine geçiliyor.





Sigara
İçinde katran dahil pek çok kanserojen madde ve bağımlılık yapıcı nikotin içeren sigara öksürük reseptörlerini de olumsuz yönde etkiliyor. Öksürük sigara içen kişilerde özellikle sabahları koyu renkli balgamla birlikte oluyor. Öksürük genellikle kronik bir seyir alıyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Pelin Uysal, sigara içen hastaların bazen öksürüğü sigaraya bağladıkları için önemsemeyerek hekime başvurmadıklarını, bunun sonucunda da KOAH gibi önemli hastalıkların tanısının geciktiğini söylüyor.





Psikolojik öksürük
Erişkinlerin yüzde 9’unda, bilinen bir solunum sistemi hastalığı olmadığı halde kronik öksürük mevcut. Literatürde “alışkanlık” veya “tik” öksürüğü olarak tanımlanıyor. Hastalar herhangi bir fiziksel neden olmadığı halde sanki boğazlarına bir şey takılmış gibi hissedip öksürüyor. Bu hastalarda depresyon daha fazla oranda görülüyor.





Sinüzit
Kronik öksürük yakınmasının altında yatan nedenlerden biri de, sinüslerin iltihaplanması. Yapılan çalışmalar kronik öksürüğü olan her 3 hastadan birinde sinüzit olduğunu ortaya koyuyor. Bu hastalıkta öksürük genellikle kuru tipte ve geniz akıntısına bağlı oluyor.





Çeşitli akciğer hastalıkları
Zatürre başlangıcında öksürük kuru ve kesik kesik oluyor. İlerlediğinde kronik hal alan öksürüğe balgam ile göğüs ağrısı da eşlik ediyor. Kanlı balgam da gelebiliyor. Yaygın olmamakla birlikte öksürüğün nedenleri arasında yer alan tüberkülozda öksürükle beraber kanlı balgam sık görülüyor. Kronik öksürüğün altında yatan neden sarkoidoz nonastmatik eozinofilik bronşit gibi interstisyel akciğer hastalıkları olabiliyor. Ayrıca enfeksiyon sonrası bronş hassasiyeti nedeniyle devam eden ve çevresel ile mesleksel ajanlara bağlı etkenler (fırıncı astımı, kauçuk işinde çalışanlarda latex alerjisi gibi), kronik hastalarda yutmaya bağlı aspirasyon nedeniyle bronşektazi hastalığı gibi bronşitin ileri derece formlarında da öksürük sık görülüyor.





Akciğer ve gırtlak kanseri
Akciğer tümörleri de daha nadir olmakla birlikte, boyut ve yerleşim yerlerine göre öksürük yapabiliyor. Ağır sigara içicilerde yeni ortaya çıkmış öksürük ya da var olan öksürüğün karakterinde değişme (balgam eklenmesi, sık olması gibi) ve kanlı balgamlı öksürük olması halinde bu durum akciğer kanseri habercisi olabiliyor. İnatçı öksürüğe ses kısıklığı eşlik ediyorsa özellikle sigara içen kişilerde öksürük gırtlak kanserine de işaret edebiliyor.
Mehmetkarahanlı is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla

Konu Araçları
Görünüm Modları

Forumdaki Yetkileriniz
Konu açma yetkiniz yok
Konularda cevap yazma yetkiniz yok
Eklenti yükleme yetkiniz yok
Kendi mesajlarınızı düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı

Hızlı Geçiş



Saat 23:34.


Powered by vBulletin Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.