Mach1 Digital Community

Geri Git   Mach1 Digital Community > İnternet - Bilgisayar - Multimedia > E-Kitap (E-Book) - Döküman Arşivi > Tarih - Aktüalite - Felsefe
 

Forum içerisinde "Digiturk, D-Smart" gibi Yerli Platformları kapsayan, bunlarla ilgili "Kart paylaşım (Card Sharing), Iptv adresi , Key, Şifre, Dosya" içerikli her türlü açık alanda yazışma yasaktır ! Tespiti durumunda ilgili kişiler forumdan süresiz uzaklaştırılacaktır ve talep durumunda resmi mercilere bilgileri verilebilecektir lütfen bu konularda kurallara uyalım.
** SERVER ÜYELİK SÜRELERİ BİTENLER KAPATILDI YENİLEMEK İÇİN ÖZEL MESAJ ATIN** Cccam Özel Pay Server Hakkında Üyelik ve bilgi almak için buraya tıklayarak özel mesaj atabilirsiniz...Üyeliklerini yenileyen ve yeni üyelere artık 2 farklı CCcam server verilmektedir..
** IPTV+ CCcam Server Hakkında Üyelik ve bilgi almak için** buraya tıklayarak özel mesaj atabilirsiniz...
 
 

   

   

Yanıtla
 
Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 11-03-2012, 19:08   #81
collo1
Informant
 
collo1 kullanıcısının avatarı
 
Yaş: 36
Mesaj: 6,233
Üye No: 71310
Giriş: 21-03-2008

Uydu Alıcısı: NEX YE 2000 CIS SUPER PLUS ,19500 superior cis nexmachine 3d super

Thanks: 472
Thanked 109 Times in 78 Posts
Varsayılan Kazdıkça tarih çıkıyor

BURSA’nın İznik İlçesi’nde bulunan Antik Roma Tiyatrosu kazı alanının temizlenmesi sırasında zeminden 1.5 metre derinlikte Bizans dönemine ait çini kalıntıları bulundu. Moloz temizleme çalışmaları sırasında bulunan Bizans dönemine ait seramik şarap kupası müzeye teslim edildi.


Uludağ Üniversitesi Sanat Tarihi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Bedri Yalman başkanlığında 1980’lerde başlanan İznik antik Roma tiyatrosu kazıları 4 yıl önce sona erdi. Yakın zamanda üzerine çıkmayan boyalarla yazılmış duvar yazıları, içki kutuları ile dolu olan Roma Tiyatro’su Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın talimatıyla Müzeler Genel Müdürlüğü’nce koruma altına alınmak üzere geçen aydan bu yana çevre düzenlemesine başlandı. Tiyatro çevresi ve içerisinde zamanla oluşan toprak moloz yığınlarının kaldırılmaya başlanmasıyla birlikte o döneme ait bulgular da ortaya çıktı. Zeminden 1.5 metre inilen tarihi tiyatro alanından Bizans ve Osmanlı dönemine ait çini seramik kalıntıları ortaya çıktı.

Moloz temizleme çalışmaları sırasında tiyatronun güney kısmında dün şarap kupası bulundu. 9- 15’inci yüzyıllara ait olduğu sanılan Bizans dönemi şarap kupasını görüntülemek için kaza alanına giden gazeteciler, dakikalar önce toprak altından çıkan nadide parçayla karşılaştr. Tek parça halinde bulunan şarap kupası, tek renkli astar kazıma (Sgrafitto) teknikleri ile yapılmış. Kırmızı hamurlu ve sarı sırlı seramikten oluşuyor. Yüz yıllarca toprak altında kalarak gün yüzüne çıkan kupa ve diğer kalıntılar İznik Müzesi’ne teslim edildi.

Antik Roma Tiyatrosu İznik’in güneybatısında, Saraybahçe veya Eski Saray olarak adlandırılan bölgede bulunuyor. İznik surlarının 90 metre kuzeyindeki bu tiyatro, Anadolu’da ayakta kalmış tiyatroların en önemlileri arasında yer alıyor. Roma İmparatoru Traianus (97-117) zamanında eyalet valisi Pilinius Csecillius Secunds (62-113) tarafından yaptırıldığı biliniyor.
________________________________________________________________________________

TÜRKSAT 4A ŞEBEKE TARAMA FREKANSLARI :

collo1 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-03-2012, 20:10   #82
collo1
Informant
 
collo1 kullanıcısının avatarı
 
Yaş: 36
Mesaj: 6,233
Üye No: 71310
Giriş: 21-03-2008

Uydu Alıcısı: NEX YE 2000 CIS SUPER PLUS ,19500 superior cis nexmachine 3d super

Thanks: 472
Thanked 109 Times in 78 Posts
Varsayılan Kızıl Geyik Mağarası insanlarının yeni bir tür olduğuna inanılıyor

Çin’in güneybatısındaki iki mağarada bulunan Taş Çağı’ndan kalma fosilleşmiş insan kalıntıları, insanın tarım yapmaya başladığı döneme kadar yaşamış yeni bir insan türüne işaret ediyor.



Elde edilen kafatası parçaları ve diğer kemik parçalarının 14 bin 300 ile 11 bin 500 yıllık olduğu tespit edildi. En az dört farklı kişiden geldiği tahmin edilen bu fosillerde bir arada bulunan ilkel ve modern anatomik özellikler bilim insanlarını şaşkına çevirdi.

Kızıl Geyik Mağarası insanları adı verilen bu insanlara ait kemikler, modern insandan çok farklı.
Fosillerin çıkıntılı çeneleri, büyük azı dişleri, dikkat çekici alınları, kalın kafatasları, düz yüzleri ve geniş burunları var. Beyinleri ise Buz Çağı insanları standartlarına göre ortalama seviyede.

"EVRİMDE YENİ BİR ÇİZGİ"
Araştırmayı yürüten Darren Curnoe, “Bu insanlar evrimde yeni bir çizgi ya da Afrika’dan erken dönemde gelip Doğu Asyalıların gen havuzuna katkıda bulunmayı başaramamış bir modern insan nüfusu olabilir” dedi.

Avustralya Yeni Güney Galler Üniversitesi profesörü Curnoe, Guardian’a yaptığı açıklamada, “Bu iki seçeneğin ağırlığı eşit gibi ancak bence Kızıl Geyik Mağarası insanlarının evrimde yeni bir çizgi olma ihtimali biraz daha güçlü gibi. Çünkü birincisi kafatasları anatomik olarak benzersiz. Bugün yaşayan ya da 150 bin yıl önce Afrika’da yaşamış bütün modern insanlardan çok farklı görünüyorlar” dedi.

“İkincisi, bu türün 11 bin yıl öncesine kadar varlığını sürdürmüş olması, doğu ve güneyde yaşayan modern insanlardan kopuk olduklarını gösteriyor” diyen Curnoe, Kızıl Geyik Mağarası insanlarının muhtemelen diğer gruplarla üreme ilişkilerine girmediğini belirtti.
________________________________________________________________________________

TÜRKSAT 4A ŞEBEKE TARAMA FREKANSLARI :

collo1 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-04-2012, 14:06   #83
collo1
Informant
 
collo1 kullanıcısının avatarı
 
Yaş: 36
Mesaj: 6,233
Üye No: 71310
Giriş: 21-03-2008

Uydu Alıcısı: NEX YE 2000 CIS SUPER PLUS ,19500 superior cis nexmachine 3d super

Thanks: 472
Thanked 109 Times in 78 Posts
Varsayılan İnsanlık tarihiyle ilgili müthiş iddia

Güney Afrika'da bir mağaradaki muhtemel ateş ocağının izlerini inceleyen antropologlar, insanın atalarının ateş yakmayı şimdiye kadar tahmin edilenden 300 bin yıl daha eski, yaklaşık 1 milyon yıl önce öğrenmiş olabileceklerini bildirdi.


Araştırmaları Amerikan Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yer alan uluslararası antropolog ekibi, Güney Afrika'nın merkez-doğusunda, daha önce de kazılar yapılan ve eski insanın varlığına dair önemli bulgular içeren Wonderwerk mağarasının içindeki katmanlarda yanmış hayvan kemiği kalıntıları ve öncekilerden daha eski taş aletlerin izlerini buldu.
Katmanlar içinde iyi muhafaza edilmiş bitkisel madde ve kemik parçalarının küllerini bulmalarının kendilerine mağaranın girişinde bir küçük ateş ocaklarının varlığını düşündürdüğünü belirten bilim adamları, bazı parçaların yüzeyde renk değişikliğine neden olduklarını, bunun da kontrollü bir ateş yakıldığını gösterdiğini belirtti.

Toronto Üniversitesi'nden antropolog Michael Chazan, analizlerin ateşin insan tarafından kullanılmasını 300 bin yıl geriye götürdüğünü kaydetti.
Antropologlar şimdiye kadar insanın tarih öncesi atalarının besinleri ısıtmak ve soğuktan korunmak için ateş yakmak amacıyla kıvılcım üretme yöntemini hangi dönemde keşfettikleri konusunda anlaşmaya varamıyorlardı.
Afrika, Asya ve Avrupa'da bu tip faaliyetlere ilişkin izler keşfedilirken İsrail'de bulunan 700 bin ila 800 bin yıl öncesine ait kömürleşmiş kap parçaları ilk kanıtlar olarak kabul ediliyordu.
________________________________________________________________________________

TÜRKSAT 4A ŞEBEKE TARAMA FREKANSLARI :

collo1 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-04-2012, 20:10   #84
nurikayaci
Sadık Üye
 
nurikayaci kullanıcısının avatarı
 
Yaş: 52
Mesaj: 527
Üye No: 9713
Giriş: 17-03-2006

Uydu Alıcısı: satcom cx 9650 fta

Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Varsayılan

Bu güzel ve faydalı paylaşım için çok çok teşekkürler....
nurikayaci is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-04-2012, 21:12   #85
collo1
Informant
 
collo1 kullanıcısının avatarı
 
Yaş: 36
Mesaj: 6,233
Üye No: 71310
Giriş: 21-03-2008

Uydu Alıcısı: NEX YE 2000 CIS SUPER PLUS ,19500 superior cis nexmachine 3d super

Thanks: 472
Thanked 109 Times in 78 Posts
Varsayılan Küresel ısınmayla evrilen canavar!

Yeni keşfedilen tarih öncesi dev bir yılan geçmiş ile ilgili cevaplar sağladığı gibi gelecek ile ilgili yeni soruları da gündeme getirdi.

Yaklaşık 58 milyon yıl önce Güney Amerika'nın balta girmemiş ormanlarında yaşayan dev yılan 1 tonu aşkın ağırlıkta ve 14 m uzunluğundaydı.
Bu yılan tüm bir timsahı yutabildiği gibi, vucudunun çapı nedeniyle yuttuğu timsah dışarıdan fark bile edilemeyebilirdi.
Birkaç yıl öncesine kadar bilim adamları bu tarih öncesi canavarın varlığından habersizdi.
Keşfi gerçekleştiren Smithsonian Tropik Araştırmalar Merkezi bilim adamlarından Dr Carlos Jaramillo ''14 m'lik bir boa yılanı keşfedeceğim ölsem aklıma gelmezdi. Bugün dünyanın en büyük yılanı keşfettiğimiz tarih öncesi yılanın yarı boyunda'' dedi.

Kayıp sürüngenlerin dünyası
Günümüzdeki anakonda ve boa yılanlarının uzak bir akrabası olduğuna inanılan ve bilim adamları tarafından ''titanoboa'' olarak adlandırılan dev yılan zehirli değildi. Yılan avlarını 281 kg/m2'lik bir basınçla sıkarak öldürüyordu.

Bu basınç 22 bin tonluk bir ağırlığın örneğin New York'daki çelik Brooklyn Köprüsü'nün altında ezilmeye eş değer.
Yılan fosilleri, Kolombiya'nın kuzeyinde bulunan Cerrejon kömür madeninde yapılan kazılar sırasında bulundu.
Bilim adamları 2002 yılında bu bölgede dünyanın en eski tropik yağmur ormanlarından birinin kalıntılarının bulunduğunu keşfetmişti.
Kazılarda bitki ve yaprak fosillerinin yanı sıra dev sürüngen fosilleri de gün ışığına çıkartıldı.
Florida Üniversitesi'nde omurgalı canlıların evrimi üzerine uzmanlaşan Dr Jonatan Bloch ''Bulduğumuz şey devasa sürüngenlerin kayıp dünyasıydı- mutfak masası büyüklüğünde kaplumbağa fosilleri ve dünyanın en büyük timsah fosilleri.''

Kazılarda devasa bir yılanın omurgasına da ulaşıldı.
Dr Bloch'a göre ''Dinazorların soyunun tükenmesinin ardından, bu yılan yani titanoboa en az 10 milyon yıl boyunca yeryüzünün en büyük yırtıcısıydı.''

Kafatası Arayışı
Yeni keşfedilen yılanın nasıl göründüğünü, nasıl beslendiğini ve günümüz sürüngenleri ile olan akrabalık ilişkisini anlamak için bilim adamlarının omurgadan fazlasına ihtiyaçları vardı.
Bu nedenle yılanın kafatasının bulunması için aramalar başlatıldı.
Geçen yıl kayıp kafatasını bulabilmek için bir araştırma gezisi düzenlendi.
Araştırma ekibindeki bilim adamları amaçlarına ulaşabilecekleri konusunda çok da ümitli değillerdi.

Yılan kafatasları çok kırılgan olduğu için tarih öncesi yılanların kafatası fosillerine çok nadir rastlanıyor.
Ancak araştırma ekibi şaşırtıcı bir şekilde devasa yılan türüne ait tam üç kafatası fosili buldu.
Bu keşif sayesinde tarih öncesi sürüngenin özellikleri detaylı olarak öğrenilmiş oldu.

Bilim adamları bu yeni keşif sayesinde iklimlerin tarihi ile ilgili de bir çok yeni bilgi edinecek ve küresel ısınmanın gelecekte canlılar üzerinde nasıl etkileri olabileceği ile ilgili fikir sahibi olacak.
Yılanlar kendi vücut ısılarını düzenleyemiyor ve hayatta kalmak için kendilerini tamamen içinde yaşadıkları iklime adapte ediyor.
Dr Bloch '' Titanoboa'nın bu kadar devasa olmasını 60 milyon yıl önce dinozorların soyunun tükenmesinin ardından ekvatorda hava sıcaklığının şu ankinden çok daha yüksek olmasına bağlıyoruz'' diyor.
Sürüngenlerin sıcak iklimlerde devasa boyutlara ulaşabiliyor olmaları küresel ısınmanın calılar üzerinde yaratacağı olası etkilerin anlaşılması açısından da önemli.

Titanoboa dönüyor mu?
Titanoboa'nın ortaya çıkmasına neden olan iklim değişimleri milyonlarca yıl içinde gelişmişti.
Bilim adamları daha hızlı yaşanacak iklim değişimlerinin ne tür etkileri olabileceği konusunda kesin bilgiye sahip değil.
Dr Bloch ''Biyoloji şartlara uyum sağlamakta çok başarılı. Değişen iklimler ve kıtalar evrimin ardındaki itici güç. Ancak çok hızlı gerçekleşen değişimler canlılar üzerinde çok da olumlu yorumlayamayacağımız değişimlere neden olabilir'' diyor.

Devasa sürüngenlerin yaşadığı dönemde fosillerin keşfedildiği Cerrejon kömür madeni çevresinde sadece sıcaklıklar çok yüksek değildi. Aynı zamanda atmosferdeki kardondioksit oranı günümüzden %50 daha fazlaydı.
Dr Jaramillo ''Cerrejon'da bulunan fosillerden öğrendiğimiz en önemli şeylerden biri de tropik bitkilerin ve genel olarak bu bölgelerdeki eko-sistemlerin yüksek sıcaklıklar ve yüksek karbondioksit seviyelerine uyum sağlamakta oldukça başarılı oldukları. Bu küresel ısınmanın gelecekte doğurabileceği endişe verici sonuçlardan bir tanesi'' diyor.
Dr Jaramillo bugün tropik iklimde yaşayan bitki ve hayvanların genetik olarak küresel ısınma ve yüksek karbon dioksit seviyeleri ile baş edecek yeteneğe sahip olabileceğine inanıyor.

Peki bu Titanoboa gibi devasa yılanların geri dönebileceği anlamına mı geliyor?

Dr Jaramillo'ya göre bu mümkün ''Sıcaklıklar yükselmeye devam ettikçe dev sürüngenlerin geri dönme olasılığı da artıyor.''
Ancak Dr Jaramillo bu değişimin kısa zamanda gerçekleşmesinin mümkün olmadığının da altını çiziyor:

''Yeni bir türün evrimleşmesi için çok uzun zaman gerekir. Bu bir milyon yıl sürebilir, ancak bir gün belki Titanoboa yeryüzüne dönebilir.''
________________________________________________________________________________

TÜRKSAT 4A ŞEBEKE TARAMA FREKANSLARI :

collo1 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-04-2012, 18:21   #86
collo1
Informant
 
collo1 kullanıcısının avatarı
 
Yaş: 36
Mesaj: 6,233
Üye No: 71310
Giriş: 21-03-2008

Uydu Alıcısı: NEX YE 2000 CIS SUPER PLUS ,19500 superior cis nexmachine 3d super

Thanks: 472
Thanked 109 Times in 78 Posts
Varsayılan 40 bin yaşındaki yavru fil

Rusya'da bulunan 40 bin yıllık yavru fil cesedi görenleri hayrete düşürüyor


Rusya'da 2007 yılında bulunan yavru fil ceseti bilim dünyasını heyecanlandırmıştı. Bir geyik avcısının Rusya'nın buzlarla kaplı bölgesi Yamal Peninsula'da bulduğu yavru fil, Hong Kong'da sergilenmeye başladı.
40 bin yaşındaki dişi yavru file bilim insanları Lyuba ismini takmıştı. Lyuba, öldüğünde sadece bir aylıkmış.
________________________________________________________________________________

TÜRKSAT 4A ŞEBEKE TARAMA FREKANSLARI :

collo1 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-04-2012, 21:57   #87
collo1
Informant
 
collo1 kullanıcısının avatarı
 
Yaş: 36
Mesaj: 6,233
Üye No: 71310
Giriş: 21-03-2008

Uydu Alıcısı: NEX YE 2000 CIS SUPER PLUS ,19500 superior cis nexmachine 3d super

Thanks: 472
Thanked 109 Times in 78 Posts
Varsayılan En büyük tüylü hayvan!

Arkeologlar, Çin’in kuzeydoğusunda bugüne kadar keşfedilen en büyük tüylü dinozor fosillerine ulaştı.

Civcivlerinkine benzeyen ince tüylere sahip olduğu belirtilen fosillerin, nesli tükenmiş ve yaşayan canlılar arasında en büyük tüylü hayvanlara işaret ettiği belirtildi.

Arkeologlar, geçmişte Çin’in Liaoning eyaletinde tüylere sahip olduğu bilinen dinozor türlerine ulaşmıştı. Ancak en son ortaya çıkarılan ve tamamı korunmuş üç fosilin, bugüne dek bulunan en büyük tüylü dinozorlara ait olduğu ifade edildi.
125 milyon yıl öncesine ait olan fosillerden en büyüğü, yaklaşık 10 metre uzunluğunda. Bilim insanları, canlıyken bir buçuk ton ağırlığında olduğunu tahmin ettikleri dinozorun, bugüne kadar keşfedilen en büyük tüylü dinozor olduğu kabul edilen Beipiaosaurus’un yaklaşık 40 katı olduğunu ifade etti. Büyük dinozorun yanındaki diğer iki yavru dinozorun her birinin ise yarım ton ağırlığında olduğu tahmin ediliyor.
Gün ışığına çıkarılan fosillerin, yaşamış en yırtıcı dinozor Tyrannosaurus rex’in akrabası olduğu elde edilen bir diğer bulgu. Dinozorların yok olmasına yakın bir dönemde, 60 milyon yıl önce yaşamış olan T. Rex, ataları olabilecek türlere kıyasla tüylere sahip değildi.

‘TÜYLERİN EVRİMİ’
Nature dergisinde dün yayımlanan araştırmada yer alan Çinli ve Kanadalı paleontologlar, yaptıkları keşfin, “Eski çağlarda dev tüylü dinozorların yaşadığının kanıtı olduğunu ve tüylü dinozorların evirimine yeni bir ışık tuttuğunu” belirtti.
Hangi türe ait olduğu tespit edilemeyen dinozorlara Latince ve Çincenin karışımı olan “güzel tüylü tiran” anlamındaki Yutyrannus huali adı verildi.
Pekin’deki Omurgalı Paleontoloji ve Paleontropoloji Ensititüsü’nden Xing Xu, “tüylerin sanıldığıın aksine çok daha fazla dinozorda bulunduğunu tahmin ettiklerini, özellikle etobur dinozorların ilk var oldukları dönemde tüylü olduklarını” ifade etti.
Araştırma ekibinin başındaki Xing, fosillerde buldukları tüylerin olgun kuşlardaki tüylere kıyasla civcivlerin sahip olduğu ince tüylere benzerlik gösterdiğini belirtti. Xing, bu kadar az gelişmiş tüylerin uçmaya kesinlikle imkan vermediğini belirtirken, dinozorların tüylerini başlıca yalıtım için kullandıklarını düşünüyor.

İKLİM DAHA SOĞUKTU
Amerikan Ulusal Tarih Müzesi’nden paleontolog Mark Norell, keşfin çok önemli olduğunu çünkü geçmişte dinozorların sadece yavruyken tüylere sahip olduklarını, yetişkinlikte tüylerini döktükleri inancının ortadan kalktığını” söyledi.
Araştırmada yer alan Kanadalı bilim insanı Corwin Sullivan ise ince tüylerin yalıtım amaçlı kullanılmasının yeni bir şey olmadığını belirtti. Sullivan, “Genelde büyük vücuda sahip hayvanlar ısıyı daha rahat koruyabilirler ve aşırı ısınma sorunu yaşarlar... Bu yüzden Yutyrannus biraz şaşırtıcı” dedi.
Araştırmacılar, buradan yola çıkarak, T.Rex’in dehşet saçtığı Kretase döneminden çok eski zamanlarda yaşamış olan Yutyrannus’un, daha soğuk bir iklimde var olduğunu tahmin ediyor. Öte yandan, bugün sıcak bölgelerde zürafa ve Afrika antilopu gibi tüylü hayvanların yaşayabildiği ele alındığında, Yutyrannus’un sıcak bir iklimde yaşamış olabileceği de düşünülebilir.
Tüylerin dinozorda nasıl bir fonksiyon gördüğünün anlaşılabilmesi için, tüylerin vücudun ne kadarını kapladığı ve ne yoğunlukta olduğunun tespit edilmesi gerekecek. Çin ve Moğolistan’ın Gobi Çölü’nde bulunan fosiller üzerinde araştırmalar yapan Norell, “En son bulgular, tüylü dinozorlara bakışımızın son 15 yıl içinde nasıl değiştiğini en iyi şekilde gösteriyor” dedi.
________________________________________________________________________________

TÜRKSAT 4A ŞEBEKE TARAMA FREKANSLARI :

collo1 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-04-2012, 17:23   #88
collo1
Informant
 
collo1 kullanıcısının avatarı
 
Yaş: 36
Mesaj: 6,233
Üye No: 71310
Giriş: 21-03-2008

Uydu Alıcısı: NEX YE 2000 CIS SUPER PLUS ,19500 superior cis nexmachine 3d super

Thanks: 472
Thanked 109 Times in 78 Posts
Varsayılan 35 metrelik dinozor fosili bulundu

Çin'in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesinde 35 metre uzunluğunda dinozor fosili bulundu
Ulusal basındaki haberlere göre, 35 metre uzunluğundaki otçul dinozor fosilinin 30 ton ağırlığında olduğu kaydedildi. Çin Paleontoloji Araştırma Topluluğu Genel Müdür Yardımcısı Sun Gı, fosilin ortalama 165 milyon yıl öncesine ait bir tabakada bulunduğunu belirtti.
Sun, Paleontologların halen kazıya devam ettiğini ve dinozorun tüm iskeletini bulmayı ümit ettiklerini ifade etti. Yeni keşfedilen otçul sauropod türü dinozor fosilinin yanında karnozor türü (etçil bir tür) dinozor türünün de diş fosilinin bulunduğu kaydedildi.

Şınyang Normanl Üniversitesi, Cilin Üniversitesi ve Sincab Jeolojik Araştırmalar Enstitüsü’nün uzmanları Şanşan bölgesinde yaptıkları çalışmalara geçen ekim ayında başlamıştı. Bölgede ilk olarak 2008 yılında Çin ve Alman bilimadamları kümelenmiş şekilde dinozor ayakizi keşfetmişti.
Ekip bölgedeki çalışmaları sırasında son bulunan dev dinozor fosilinin yanı sıra 20 tane daha fosil alanı ve 100 tane tatlısu kaplumbağası fosili buldu.

________________________________________________________________________________

TÜRKSAT 4A ŞEBEKE TARAMA FREKANSLARI :

collo1 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 29-04-2012, 21:33   #89
collo1
Informant
 
collo1 kullanıcısının avatarı
 
Yaş: 36
Mesaj: 6,233
Üye No: 71310
Giriş: 21-03-2008

Uydu Alıcısı: NEX YE 2000 CIS SUPER PLUS ,19500 superior cis nexmachine 3d super

Thanks: 472
Thanked 109 Times in 78 Posts
Varsayılan Tarım bilmecesine yanıt bulundu!

İskandinavyalı bilim insanları, tarımın Avrupa’da avcı-toplayıcı toplumların benimsemesiyle değil, tarım toplumlarının kuzeye doğru göç etmesiyle yayıldığını öne sürdü.
İlk çağlardan kalma dört insan iskeletinden elde edilen DNA verilerini, yaşayan insanlardan alınan genetik örneklerle kıyaslayan İskandinavyalı uzmanlar, tarımın Avrupa kıtasında yayılmasının sebebinin çiftçilerin topraklarını kuzeye doğru genişletmeleri olduğu sonucuna vardı.

Geçmişte, tarım toplumlarıyla etkileşime giren avcı-toplayıcı grupların tarımsal uygulamaları benimsediğine inanılıyordu.

Günümüz İsveç topraklarında 5 bin yıl önce yaşayan üç Neolitik avcı-toplayıcıyla bir çiftçinin genetik yapılarının, bugünkülere kıyasla çok farklı olduğu belirtildi. Uppsala Üniversitesi nüfus genetiği uzmanı Matthias Jakobsson, bu bulgu sayesinde, arkeologların Avrupa kültürünün kökenleri konusunda yıllardır sürdürdüğü tartışmanın sona erebileceğini ifade etti.

AVCI-TOPLAYICILAR KUZEYDE, ÇİFTÇİLER GÜNEYDE
Los Angeles Times'ın Science dergisinden aktardığı araştırmaya göre, Gotland adasında yaşamış olan avcı-toplayıcıların genetik yapıları, bugün Avrupa’nın en kuzeyinde yaşayan insanlarla belirgin bir benzerlik gösteriyor. 400 kilometre uzakta, Gokhem’de bulunan bir kilisedeki mezardan çıkarılan çiftçinin DNA’sı ise bugün Güney Avrupa’da yaşayanlara benziyor.

Jakobsson, “Tarımın Ortadoğu’dan Avrupa’ya yani kuzey ve batı yönlerine yayıldığını biliyoruz. Ancak insanlar göç edip tarımı yanlarında mı getirdiler yoksa o bölgelerde yaşayan avcı-toplayıcıların hayat tarzı mı değişti, bunu tespit etmek zordu” diye konuştu.
________________________________________________________________________________

TÜRKSAT 4A ŞEBEKE TARAMA FREKANSLARI :

collo1 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-05-2012, 21:58   #90
collo1
Informant
 
collo1 kullanıcısının avatarı
 
Yaş: 36
Mesaj: 6,233
Üye No: 71310
Giriş: 21-03-2008

Uydu Alıcısı: NEX YE 2000 CIS SUPER PLUS ,19500 superior cis nexmachine 3d super

Thanks: 472
Thanked 109 Times in 78 Posts
Varsayılan Dinozorlar 'evreni ısıttı'!

Araştırmacılara göre, dev dinozorlar çıkardıkları gazla gezegeni ısıtmış olabilir.


İngiliz araştırmacılar, Brontosaurus olarak bilinen canlı türleri ve Sauropod dinozorlarının çıkardığı metan gazını ölçtü.

İneklerin çıkardığı gazı ölçüt alan araştırmacılar, dinozorların yılda 520 milyon ton gaz ürettiğini tahmin ediyor.
Araştırmacılara göre dinozorların çıkardığı gaz, 150 milyon yıl önce havanın ısınmasında da önemli bir etkendi.
Liverpool John Moore's Üniversitesi'nden David Wilkinson ve Londra Üniversitesi ile Glasgow Üniversitesi'ndeki öğretim görevlileri araştırma sonuçlarını 'Current Biology' dergisinde yayımladı.
Sauropodlar, daha önce Brontosaurus olarak bilinen Apatosauruslar gibi, Mezozoik Çağ'da ot yiyen çok büyük hayvanlardı.
Dr Wilkinson, dev dinozorlardan çok içlerindeki mikroskopik organizmalarla ilgilendiklerini söyledi.

BBC Doğa'ya konuşan Wilkinson, "Mikropların ekolojisi ve gezegendeki işlevleri benim bilim dünyasındaki kilit ilgi alanlarımdan biridir" dedi.
Wilkinson, "Bu çalışmanın dikkat çeken kısmı dinozorlar olsa da, aslında metan gazını çıkaranlar dinozorların içinde yaşayan mikroplar" diye konuştu.
'Sera gazı' olarak bilinen metan gazı güneşten kızıl ötesi radyasyonu emip atmosfere hapsediyor, bu da hava sıcaklığının yükselmesini sağlıyor.
Önceki araştırmalar, Dünya'nın Mezozoik Çağ'a göre 10C derece daha sıcak olduğunu ortaya koymuştu.

Çiftlik hayvanlarının küresel metan seviyelerine katkı yaptığını ortaya çıkaran araştırmacılar, mevcut verileri Sauropodların iklimi nasıl etkilediğini bulmak için kullandı.
Araştırmacılar, tüm dinozor nüfusunu değerlendirip biokütlelerini, büyükbaş hayvanların çıkardığı metan gazı ile ilişkilendiren bir ölçüt kullandı.
Dr Wilkinson, "İnekler yılda 50-100 milyon ton arası üretiyor. Sauropodlar için tahminimiz yaklaşık 520 milyon ton" dedi.

Mevcut metan emisyonu, vahşi hayvanlar, süt ve et üretimi dahil insan faaliyetleri gibi doğal kaynakların birleşimi sonucu yılda yaklaşık 500 milyon tonu buluyor.
Karşılaştırmalı verilerin kendisini şaşırttığını belirten Dr Wilkinson, o dönem emtan gazı üretenlerin yalnızca dinozorlar olmadığını vurgulayıp ekledi: "Mezozoik Çağ'da başka metan kaynakları da vardı dolayısıyla o dönemki metan seviyesi şimdiye oranla çok yüksekti."
________________________________________________________________________________

TÜRKSAT 4A ŞEBEKE TARAMA FREKANSLARI :

collo1 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla

Konu Araçları
Görünüm Modları

Forumdaki Yetkileriniz
Konu açma yetkiniz yok
Konularda cevap yazma yetkiniz yok
Eklenti yükleme yetkiniz yok
Kendi mesajlarınızı düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı

Hızlı Geçiş



Saat 02:22.


Powered by vBulletin Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.